“Toplu mezarlar açılmazsa Enfal’in soykırım olarak kabul edilmesi mümkün değil”

 Kürdistan’ın Güney parçası, diğer parçalarda olduğu gibi acılı bir tarihe sahip. Belki de Kürdistan tarihinde  en acı ve trajik tarih Güney’indir desek abartılı olmaz.

Irak rejiminin büyük zulmüne uğrayan Güney Kürdistan halkı,  sekiz aşamalı olarak adlandırılan katliamlarda resmi olmayan verilere göre tam 182 bin Kürt insanı barbarca katledildi.

Kürt Lider Mela Mistefa Barzani’nin Peşmergelerle Güney Kürdistan’da  başlattığı mücadeleye karşı Saddam diktatörlüğününün vahşeti, 1983 yılında Barzan bölgesinde 8 bin Kürt erkeği ve çocuğunu evlerinden alarak yok etmesiyle başlayan süreç 1988’de Enfal ve Halepçe’ye yönelik kimyasal saldırı ile doruğa ulaştı.

Kuran’ın “Enafal” suresini katliamlarına baz alan Saddam diktatörlüğü, Enfal Katliamı’nı 8 aşamada gerçekleştirdi.

Enfal Kurbanları, sadece Kürt oldukları için Saddam askerlerince evlerinden alınıyor, Irak’ın orta-güney çöllerinde kurşuna dizilerek, bazende sağ sağ topluca gömülüyorlardı. Katliamda sadece erkekler değil, kadın, çocuk, yaşlı genç ayrımı yapılmaksızın tüm Kürtler hedef alınıyordu.  Büyük bir katliam yaşanmasına rağmen, Enfal Katliamı uluslararası kurumlar nezninde henüz “soykırım/jenosid” olarak kabul edilmiş değil.

Son on yıl içinde Irak’ın çeşitli bölgelerinde bir çok toplu mezar bulundu. Enfal ve Barzan katliamını ait 151 toplu mezar bulunduğundan bahsediliyor. Bunlardan tespit edilen 70 mezardan sadece 17’si açılabildi. Şu ana kadar sadece 2 bin 672 kişiye ait kemikler çıkarıldı. Katledilenlerin %98.5’inin cesedi hala toprak altında.

Irak hükümeti, 2006’da Baas rejiminin Kürtler, Feili Kürtler, Hristiyan ve Şialara yönelik gerçekleştirilen katliamlarda gömülen toplu mezarları ortaya çıkarılması bir komisyon  kurdu. Irak Şehitler Bakanlığı bünyesinde oluşturulan komisyon;  Irak Şehitler Kurumu, Bağdat Adli Tıp Kurumu ve Toplu Mezarlar Komisyonu olmak üzere üç ayrı komisyondan oluşuyor.

Komisyonda Kürdistan Bölgesi’nden de yer alan bir tim de bulunuyor. Irak Toplu Mezarlar Komisyonu’nun Kürdistan timinin başında yer alan Anwer Said Omer ile  Enfal Kurbanları ve Barzan Katiamı’na ait  toplu mezarların gün yüzüne çıkarılmasında gelinen aşamayı konuştuk.

‘İlk toplu mezar 2003 yılında açıldı’

Kürdistan Toplu Mezarlar Komisyonu 2006’dan  beri Enfal ve Barzan katliamlarında kurban edilen binlerce kişinin mezarını bulmak için çalışıyor. Anwer Said Omer’in ilk toplu mezarın 2003 tarihinde biri Irak’ın güneyindeki Semawe ve diğeri ise Musul’un Hazar bölgesinde bulunduğunu belirtiyor.

Omer, Mezarların birinde 114 diğer mezarda ise 64 kişinin çürümüş cesetlerini bulduklarını, mezarlardan birinde sadece erkek cesetleri diğerin de  ise kadın, çocuk ve erkeklerin cesetlerinin belgelendiğini dile getiriyor.

İki toplu mezarda çıkanların belgelerine dayanarak Irak Yüksek Ceza Mahkemesi’nde Saddam Hüseyin’in görülen davasında Enfal ve Barzan katliamı belgesi olarak sunulmuş.

Irak Yüksek Mahkemesi’nin Kürtlere yönelik katliamları tanımasıyla birlikte,  2006 yılında kabul edilen 6’ıncı yasa gereğince kurulan komisyon, Semawa kenti, Hemrîn, Dubiz, Topzawa gibi Irak’ın çeşitli bölgelerindeki Kürtlere ait toplu mezarlar için çalışma başlatmış.

Anwer Said Omer, 2008 yılından beri Toplu Mezarları Araştırma ve Arşivleme Komisyonu’nun Kürdistan ayağının müdürlüğünü yapıyor. BM kararı ile eski Yugoslavya’nın Bosna kentinde kurulan   ICTY’de(international criminal tribunal for former) toplu mezarların tespiti, çıkarılması ve belgelenmesi üzerine iki ayrı eğitim devresi alan Anwer Said Omer, eğitimlerde bir toplu mezarda katledillerin nasıl katledildiği, kalıntıların toplanması ve birbirine karışmış haldeki cesetlerin ayrıştırılması, kimliklerinin tespit edilmesi, hangi bölgeye ait olduklarının belirlenerek belgelenmesi konusunda uzmanlık eğitimi almış.

Enfal ve Barzan katliamını ait 151 toplu mezar bulunduğundan bahsediliyor. Bunlardan tespit edilen 70 mezardan sadece 17’si açılabildi. Şu ana kadar sadece 2 bin 672 kişiye ait kemikler çıkarıldı. Katledilenlerin %98.5’inin cesedi hala toprak altında.

‘Kürdistan’da yetişen yeni nesil Saddam’ın zulmünü bilmiyor’

Anwer Said Omer, tespit edilen mezarlarda şimdiye kadar ulaşılan kurban sayısının çok az olduğunu ve bu konuda yaşanan duyarsızlıktan şikayetçi. Bu durumda uluslararası suç mahkemelerinde Enfal’in bir “soykırım” olarak belgelenmesi çalışmalarının yetersiz olduğu görüşünde.

Omer, özellikle Güney Kürdistan’da yeni yetişen nesilin, 20-30 yıl önce gerçekleşen katliamı iyi bilmediği ve tarihine yabancılaştığını belirtiyor:”Düşünebiliyor musunuz, bazen sosyal medyada Saddam’ın idam resimleri paylaşıldığınde bizim gençler Saddam’a rahmet diliyor. Bu kadar tarihinden kopuk. Bu çok acı verici bir durum.” Omer, Kürtler açısındaunutulma tehlikesi bulunan bu tarihin, dünyada daha az tanındığını bu insanlık suçunu açığa çıkartılması için toplu mezarların bulunması ve belgelenmesinin vahşetin boyutunu gözler önüne sermesi açısından önemli olduğunun altını ısrarla çiziyor.

Anwer Said Omer şunları dile getiriyor:

“Irak’ın Baas rejimi 35 yıl boyunca, Kürtlere yönelik sistematik bir şekilde soykırım uyguladı.

Enfal, planlanan şekliyle 8 aşamada gerçekleşen  katliamda 180 bin insan katledildi. 1983’de  Barzanilere karşı yürütülen katlimda 8 yaş ile 70 yaş aralığındaki 8 bin Kürt erkeğinin katledildiğini biliyoruz. Yine 1980 yıllında Feililere(Şii Kürtler) karşı bir katliam oldu. Bunların dışında tek tek kaybedilen, akibeti bilinmeyen yüzlerce kişi var. 2003 yılından beri yürütülen çalışmalarda sadece 3 bine yakın cesede ulaşılabildi.

Bazı bölgelerde yapılan katliamlara ait hiçbir iz bulamadık. Mesela Enfal’in en son aşaması  Zaxo-Duhok’un içerisinde olduğu Behdinan Bölgesinde gerçekleşti. Ancak bu bölgedeki kurbanların olduğu toplu mezara rastlamış değiliz.”

‘Irak’ta Saddam zihniyeti devam ediyor’

2003 yılından toplu mezarların çıkarılmasına ilişkin yapılan çalışmaların yetersizliğine ilişkin ise Anwer Said Omer, Saddam Hüseyin rejimi dönemine ait  zihniyetin hâlâ Irak’ta varolduğunu, o dönemden kalma bazı insanların şuan devlet kurumlarda  önemli pozisyonlarda görevde bulunduğunu hatırlarak, “Bu insanlar yaşanan katliamın günyüzüne çıkarılmasını ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne taşınmasını ve hakikatin gün yüzüne çıkarılmasını, yaşanan soykırımın  bilinmesini istemiyorlar. Zamanında Saddam iktidarını desteklemiş olan bazı devletler de yaşanan soykırımın bilinmesini istemiyor. 2003’ten beri çalışmalarımız olmasına rağmen, uluslararası toplumda Enfal’i soykırım olarak kabul ettirme konusunda çok az mesafe kaydedebildik. Şuan ki Irak hükümeti de, ülkesinin uluslararası toplumda isminin soykırımla anılmasını istemiyor” şeklinde açıklıyor.

Anwar Said Omer, Toplu Mezarları Komisyonu’nun Kürdistan timinin ICTY(international criminal tribunal for former) ve  Uluslararası Ceza mehkemesi’nden de yardım aldıklarını sözlerine ekliyor.

Toplu mezarların yerini nasıl tespit ettiklerine ilişkin sorumuzu ise Anwer Said Omer, “Irak’ta o dönem bu tür katliamlara tanık olanlar ya da o dönem onların bulunduğu bölgeye insanların topluca getirildiğine şahit olanlar veya kurbanlara ait bir parça, ya da kıyafet ve kemik kalıntısı bulanlar Saddam rejimi yıkılınca, komisyonumuza başvuruyor. İhbar eden kişiyle birlikte bölgeye gidiyoruz. Büyük çukurlar kazıyoruz ve kalıntı aramaya başlıyoruz. Eğer toplu mezar olduğuna kaanat getirisek çevresini işaretliyor, belgeliyor ve korumaya alıyoruz” şeklinde yanıtladı. 

Irak rejiminin büyük zulmüne uğrayan Güney Kürdistan halkı,  sekiz aşamalı olarak adlandırılan katliamlarda resmi olmayan verilere göre tam 182 bin Kürt insanı barbarca katledildi.

Kürt Lider Mela Mistefa Barzani’nin Peşmergelerle Güney Kürdistan’da  başlattığı mücadeleye karşı Saddam diktatörlüğününün vahşeti, 1983 yılında Barzan bölgesinde 8 bin Kürt erkeği ve çocuğunu evlerinden alarak yok etmesiyle başlayan süreç 1988’de Enfal ve Halepçe’ye yönelik kimyasal saldırı ile doruğa ulaştı.

Kuran’ın “Enafal” suresini katliamlarına baz alan Saddam diktatörlüğü, Enfal Katliamı’nı 8 aşamada gerçekleştirdi.

Enfal Kurbanları, sadece Kürt oldukları için Saddam askerlerince evlerinden alınıyor, Irak’ın orta-güney çöllerinde kurşuna dizilerek, bazende sağ sağ topluca gömülüyorlardı. Katliamda sadece erkekler değil, kadın, çocuk, yaşlı genç ayrımı yapılmaksızın tüm Kürtler hedef alınıyordu.  Büyük bir katliam yaşanmasına rağmen, Enfal Katliamı uluslararası kurumlar nezninde henüz “soykırım/jenosid” olarak kabul edilmiş değil.

Son on yıl içinde Irak’ın çeşitli bölgelerinde bir çok toplu mezar bulundu. Enfal ve Barzan katliamını ait 151 toplu mezar bulunduğundan bahsediliyor. Bunlardan tespit edilen 70 mezardan sadece 17’si açılabildi. Şu ana kadar sadece 2 bin 672 kişiye ait kemikler çıkarıldı. Katledilenlerin %98.5’inin cesedi hala toprak altında.

Irak hükümeti, 2006’da Baas rejiminin Kürtler, Feili Kürtler, Hristiyan ve Şialara yönelik gerçekleştirilen katliamlarda gömülen toplu mezarları ortaya çıkarılması bir komisyon  kurdu. Irak Şehitler Bakanlığı bünyesinde oluşturulan komisyon;  Irak Şehitler Kurumu, Bağdat Adli Tıp Kurumu ve Toplu Mezarlar Komisyonu olmak üzere üç ayrı komisyondan oluşuyor.

Komisyonda Kürdistan Bölgesi’nden de yer alan bir tim de bulunuyor. Irak Toplu Mezarlar Komisyonu’nun Kürdistan timinin başında yer alan Anwer Said Omer ile  Enfal Kurbanları ve Barzan Katiamı’na ait  toplu mezarların gün yüzüne çıkarılmasında gelinen aşamayı konuştuk.

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi

‘İlk toplu mezar 2003 yılında açıldı’

Kürdistan Toplu Mezarlar Komisyonu 2006’dan  beri Enfal ve Barzan katliamlarında kurban edilen binlerce kişinin mezarını bulmak için çalışıyor. Anwer Said Omer’in ilk toplu mezarın 2003 tarihinde biri Irak’ın güneyindeki Semawe ve diğeri ise Musul’un Hazar bölgesinde bulunduğunu belirtiyor.

Omer, Mezarların birinde 114 diğer mezarda ise 64 kişinin çürümüş cesetlerini bulduklarını, mezarlardan birinde sadece erkek cesetleri diğerin de  ise kadın, çocuk ve erkeklerin cesetlerinin belgelendiğini dile getiriyor.

İki toplu mezarda çıkanların belgelerine dayanarak Irak Yüksek Ceza Mahkemesi’nde Saddam Hüseyin’in görülen davasında Enfal ve Barzan katliamı belgesi olarak sunulmuş.

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, ayakkabılar ve açık hava

Irak Yüksek Mahkemesi’nin Kürtlere yönelik katliamları tanımasıyla birlikte,  2006 yılında kabul edilen 6’ıncı yasa gereğince kurulan komisyon, Semawa kenti, Hemrîn, Dubiz, Topzawa gibi Irak’ın çeşitli bölgelerindeki Kürtlere ait toplu mezarlar için çalışma başlatmış.

Anwer Said Omer, 2008 yılından beri Toplu Mezarları Araştırma ve Arşivleme Komisyonu’nun Kürdistan ayağının müdürlüğünü yapıyor. BM kararı ile eski Yugoslavya’nın Bosna kentinde kurulan   ICTY’de(international criminal tribunal for former) toplu mezarların tespiti, çıkarılması ve belgelenmesi üzerine iki ayrı eğitim devresi alan Anwer Said Omer, eğitimlerde bir toplu mezarda katledillerin nasıl katledildiği, kalıntıların toplanması ve birbirine karışmış haldeki cesetlerin ayrıştırılması, kimliklerinin tespit edilmesi, hangi bölgeye ait olduklarının belirlenerek belgelenmesi konusunda uzmanlık eğitimi almış.

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi

Enfal ve Barzan katliamını ait 151 toplu mezar bulunduğundan bahsediliyor. Bunlardan tespit edilen 70 mezardan sadece 17’si açılabildi. Şu ana kadar sadece 2 bin 672 kişiye ait kemikler çıkarıldı. Katledilenlerin %98.5’inin cesedi hala toprak altında.

‘Kürdistan’da yetişen yeni nesil Saddam’ın zulmünü bilmiyor’

Anwer Said Omer, tespit edilen mezarlarda şimdiye kadar ulaşılan kurban sayısının çok az olduğunu ve bu konuda yaşanan duyarsızlıktan şikayetçi. Bu durumda uluslararası suç mahkemelerinde Enfal’in bir “soykırım” olarak belgelenmesi çalışmalarının yetersiz olduğu görüşünde.

Omer, özellikle Güney Kürdistan’da yeni yetişen nesilin, 20-30 yıl önce gerçekleşen katliamı iyi bilmediği ve tarihine yabancılaştığını belirtiyor:”Düşünebiliyor musunuz, bazen sosyal medyada Saddam’ın idam resimleri paylaşıldığınde bizim gençler Saddam’a rahmet diliyor. Bu kadar tarihinden kopuk. Bu çok acı verici bir durum.” Omer, Kürtler açısındaunutulma tehlikesi bulunan bu tarihin, dünyada daha az tanındığını bu insanlık suçunu açığa çıkartılması için toplu mezarların bulunması ve belgelenmesinin vahşetin boyutunu gözler önüne sermesi açısından önemli olduğunun altını ısrarla çiziyor.

Anwer Said Omer şunları dile getiriyor:

“Irak’ın Baas rejimi 35 yıl boyunca, Kürtlere yönelik sistematik bir şekilde soykırım uyguladı.

Enfal, planlanan şekliyle 8 aşamada gerçekleşen  katliamda 180 bin insan katledildi. 1983’de  Barzanilere karşı yürütülen katlimda 8 yaş ile 70 yaş aralığındaki 8 bin Kürt erkeğinin katledildiğini biliyoruz. Yine 1980 yıllında Feililere(Şii Kürtler) karşı bir katliam oldu. Bunların dışında tek tek kaybedilen, akibeti bilinmeyen yüzlerce kişi var. 2003 yılından beri yürütülen çalışmalarda sadece 3 bine yakın cesede ulaşılabildi.

Bazı bölgelerde yapılan katliamlara ait hiçbir iz bulamadık. Mesela Enfal’in en son aşaması  Zaxo-Duhok’un içerisinde olduğu Behdinan Bölgesinde gerçekleşti. Ancak bu bölgedeki kurbanların olduğu toplu mezara rastlamış değiliz.”

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi ve açık hava

‘Irak’ta Saddam zihniyeti devam ediyor’

2003 yılından toplu mezarların çıkarılmasına ilişkin yapılan çalışmaların yetersizliğine ilişkin ise Anwer Said Omer, Saddam Hüseyin rejimi dönemine ait  zihniyetin hâlâ Irak’ta varolduğunu, o dönemden kalma bazı insanların şuan devlet kurumlarda  önemli pozisyonlarda görevde bulunduğunu hatırlarak, “Bu insanlar yaşanan katliamın günyüzüne çıkarılmasını ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne taşınmasını ve hakikatin gün yüzüne çıkarılmasını, yaşanan soykırımın  bilinmesini istemiyorlar. Zamanında Saddam iktidarını desteklemiş olan bazı devletler de yaşanan soykırımın bilinmesini istemiyor. 2003’ten beri çalışmalarımız olmasına rağmen, uluslararası toplumda Enfal’i soykırım olarak kabul ettirme konusunda çok az mesafe kaydedebildik. Şuan ki Irak hükümeti de, ülkesinin uluslararası toplumda isminin soykırımla anılmasını istemiyor” şeklinde açıklıyor.

Anwar Said Omer, Toplu Mezarları Komisyonu’nun Kürdistan timinin ICTY(international criminal tribunal for former) ve  Uluslararası Ceza mehkemesi’nden de yardım aldıklarını sözlerine ekliyor.

Toplu mezarların yerini nasıl tespit ettiklerine ilişkin sorumuzu ise Anwer Said Omer, “Irak’ta o dönem bu tür katliamlara tanık olanlar ya da o dönem onların bulunduğu bölgeye insanların topluca getirildiğine şahit olanlar veya kurbanlara ait bir parça, ya da kıyafet ve kemik kalıntısı bulanlar Saddam rejimi yıkılınca, komisyonumuza başvuruyor. İhbar eden kişiyle birlikte bölgeye gidiyoruz. Büyük çukurlar kazıyoruz ve kalıntı aramaya başlıyoruz. Eğer toplu mezar olduğuna kaanat getirisek çevresini işaretliyor, belgeliyor ve korumaya alıyoruz” şeklinde yanıtladı. 

‘Toplu mezarların hangi bölgeye ait olduğunu DNA testimiz olmadığı için üzerindeki giysilerden anlamay çalışıyoruz’

Bulunan mezarların hangi bölgede gerçekleştirilen katliama ait olduğu ve kimlik bilgilerinin netleştirilmesi çalışması hakkında ise Anwer Said Omer şu ayıntıları veriyor: “ Çok zorlu bir süreç elbette. Özellikle kurbanların hangi bölgeye ait olduğunu tespit etmek, kimliklerini belirlemek için yeterli donanıma sahip değiliz. Mesela Irak’ta DNA testi labaratuvarı bulunmuyor. Bazı mezarların kime ait olduğunu anlamak için ceset kalıntılarından aldığımız örnekleri, Bosna’ya götürüp test etmek zorunda kaldık.

Bulunan toplu mezarın hangi bölgeye ait olduğunu bulma konusunda bazı yöntemlerimiz var. Örneğin, Barzan Katliamı 31 Temmuz 1983’de başladı Baharki Harir ve Soran bölgesini kapsadı.  

Eğer mezarda sadece erkek cesetleri çıkarsa bunun Barzani erkeklerine yönelik yapılan katliam kurbanlarına  ait olduğunu anlıyoruz. Ya da diyelim kadın, erkek, çocukların cesetlerinin bulunduğu bir mezar bulunduğunda kıyafetlerinin, rengi, kullandıkları eşyalar hangi bölgeye ait olduğuna dair bize ipucu verir. Bazen kurbanların üzerind kimlikler de çıkabiliyor. Mesela Germiyan bölgesindeki erkekler kırmızı renkli cemadan(pûşî) takmazlar. Bu şekilde  toplu mezarlarındaki kurbanların hangi bölgeye ait olduğunu bölgenin kültürül yapısından yola çıkarak da seçenekleri eliyoruz.

2019 yılında Semawe çölünde bulduğumuz toplu mezarın Germiyan bölgesindeki kurbanlara ait olduğunu yazdı medya. Bu katliam 14 Nisan 1988’de yapılmış bir katliamdı. İçerisinde kadın, çocuk her yaştan insanların cesetleri vardı. Biz üzerlerindeki kıyafetleri inceledik ve üzerlerinden çıkan kimliklerden Çemçemal, Teqteq bölgesine ait olduğunu belgeledik. Yani demek istediğim, butür çalışmaların bilimsel ve profesyonel bir şekilde yapılması gerekiyor. Yoksa yanlış sonuçlar çıkabilir.Yüzde yüz kimliklerini netleştirmek için de DNA testi şart. Ancak maalesef Kürdistan’da bu imkanımız bulunmuyor.”

‘Toplu mezarlarda karşılaştığım acı manzaraları unutamam mümkün değil!’

Şimdiye kadar çıkarılan toplu mezarlarda karşılaştığı manzaranın tarifine kelimelrin yetersiz olduğunu belirten Anwer Said Omer, “Bu hakikat karşısında psikolojik ve duygusal olarak etkilenmemek mümkün değil! Mezarlarda gördüğüm manzaraların hepsi unutulmaz ama bazıları var ki ömür boyu unutamam. Özellikle 2019 yazında Semawe çölündeki toplu mezarda ilk kez çocuklara ait ceset kalıntılarının görüntülerini unutamam asla. Büyük bir trajediler yaşanmış, timimiz gördüğü manzara karşısında şok oldu. Başta 70 ile 80 arası ceset bulacağımızı tahmin ediyorduk.

Ancak mezarda çalıştıkça 3 metre derinlik ve 10 metre karede 171 cesete ulaştık. Hepsi üst üste bu küçükcük alana gömülmüştü. Ağırlıkta çocuk cesediydi. Yeni doğmuş ağzında emziği bulunan, kundakta bebekler, kucağında  ve yanında  4-5 çocuğu ile can vermis anneler. Annelerin eteklerine tutunmuş çocuklar. Her anne en az 4 veya 5 çocuğu ile toplu mezara gömülmüş. Ve birçoğuna mermi isabet etmemiş canlı canlı gömülmüşler. Bazılarının üzerlerine yeni aldığı belli olan eşyalar var, demek bu şekilde katledileceklerini düşünmemiş üzerlerine almışlar. Birçok çocuk cesedinde mermi izine rastlamadık, anneleri onları korumak için kendilerini sper etmeye  çalışmış ve bu yüzden ölmeden gömülmüşlerdi. Böyle yüzlerce cesede rastladık. Yaralı olduğu halde gömülenler de çok.

Bu manzarayı görünce o ana yaşananların nasıl olduğunu düşündüm bir çok kez ağladım. Acaba nasıl “hawar” ettiler bu zulüm karşısında ve nasıl çaresiz kaldılar? 2014 ve 2019 arası çıkardığımız bir mezarların bazıları katliamın yaz aylarında yapıldığını anladık. Sıcak çölllerde insanlar susuz bir şekilde katledilmişti.

Bir görüntü var ki hiç unutmama; bir genç adam yüzüğünü cebine koymuştu. Sanırım yeni nişanlanmış olmalıydı. Bazı cesetler birbirine sarılmıştı, baba ve oğullarıydı belli ki. Aynı mezarda 4-5 kardeş olduğunu anlıyorduk.

‘Dünya bu vahşete sesiz kaldığı için utanç duymalı’

Ben bu gerçeklerin dünyaya duyurulmasını ve zamanında ona destek veren devletlerin Kürdistan halkından özür dilemesini ve utanç duyması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü biz bu katliamları yaşarken çığlıklarımızı duymadılar!”

Kürdistan Topu Mezarları Arşivleme Komisyonu Başkanı Anwer Said Omer, Kürdistan toplumunun kendi geçmişinde yaşanan açıların unutulmaması için tüm sivil toplum örgütleri, hükümet kurumları ve medyanın Enfal soykırımına ilişkin daha duyarlı yaklaşmasını istiyor.  “Kürdistan Bölgesi Hükümeti, bu konuya daha fazla önem vermesini istiyoruz. Avrupa hatta Irak’ta birçok insan Kürtlerin kadınlar ve çocuklarla birlikte katlledildiğine inanmıyor. Ama bu toplu mezarlarda çıkardığımız hakikat bize yaşatılanlarının belgesidir. Belgemizi sunduğumuzda sesiz kalıyorlar.

Toplu mezarlarda çıkan hakikat sayesinde Kürtlerin Irak’ta karşı karşıya olduğu katliamı da dünyaya anlatmış olacağız. Kürtlerin üzerindeki katliam ve soykırım tehlikesinin devam ettiğinin anlaşılması gerekiyor.

Kürdistan Bölgesi Hükümeti, bu konuya eğilmeli, çünkü toplu mezarların kaybolma ihtimali var.  Eğer kaybolursa şehit aileleri haklarını elde edemez ve soykırımın tanınmasını sağlayamazsınız. Enfal Soykırımı Ulusal bir sorun olarak ele alınmalı ve bıu ciddiyetle üzerinde çalışma yürütülmeli.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir