Türkiye ve Yunanistan’ı karşı karşıya getiren Akdeniz gazı

NATO üyeleri Türkiye ve Yunanistan yıllardan bu yana Akdeniz’deki doğalgaz aramaları yüzünden karşı karşıya geliyor.

Yunanistan, Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı’nın askeri üs ziyareti amacıyla Ege Denizi üzerinde helikopter ile seyahat ettiği esnada Türk jetlerinin taciz uçuşu yapması iki ülke arasında gerginliğe neden oldu.

Son yıllarda iki ülke arasında birçok kez benzer sorunlar gündeme geldi. Peki aslında Yunanistan ile Türk devleti sürekli böyle savaşın eşiğine getiren gerçek ne? Bugün yaşanan bu gerilimin tarihsel perde arkasında neler yatıyor? Fotoğrafın bütününü görmek açısından iki ülke arasındaki ilişkilerin tarihine bakmak ve oradan günümüze projeksiyon tutmak çelişkin tüm boyutlarını görmemizde daha ön açıcı olacaktır.

OSMANLILARA BAŞKALDIRI VE YUNANİSTAN’IN BAĞIMSIZLIĞI

15. yüzyıldan beri Osmanlı İmparatorluğu’nun işgali altında olan Yunanistan’ın 1821 İsyanı ile Osmanlı egemenliğine karşı ayaklanması aynı zamanda bağımsızlık süreci başlangıcı olur.

Bağımsızlık süreci Mora Yarımadasının güneyindeki Mani burnunda yaşayan Yunanların 17 Mart 1821’de Osmanlılara karşı ayaklanarak 23 Eylül’de Tripoliçe’yi ele geçirmeleriyle başlar. Şehrin düşmesiyle Türk ve Yahudi halklarının katledildiği Tripoliçe Katliamı patlak verdi. Ayaklanmada Osmanlı Devleti’nden bağımsızlık isteyen Yunan aydınlarının kurduğu Filiki Eterya Derneği de rol oynar. Uzun bir süre kanlı mücadelelerle devam eden ayaklanma, 1829 yılında İngiltere, Fransa ve Rusya’nın Yunanlar lehine müdahale ederek Navarin Deniz Muharebesi’nde Osmanlı Devleti’ni büyük bir yenilgiye uğratmaları sonucu, durum Yunanların lehine gelişir. Osmanlılar 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı’nı kaybederek 1829 yılında Rusya’yla imzaladıkları Edirne Antlaşması’yla Yunanistan’ın bağımsızlığını kabul ederler. Temmuz 1832’de Yunanların adına müdahale etmiş olan Avrupa’nın 3 büyük gücü ile imzaladıkları İstanbul Antlaşması bağımsız Yunanistan’ın sınırlarını ve statüsünü garanti altına alır. Böylece Yunanlar, Osmanlı idaresi altında bağımsızlık kazanan ilk millet olur. Yunanistan’ın bağımsızlık yıldönümü olan 25 Mart 1821 Yunanistan’da ulusal tatil günüdür. Bu tarih özellikle Meryem’e İsa’nın doğacağı vahyinin verilme günü olan Müjde ile aynı güne denk getirilmiştir.

Yunanistan’ın bağımsızlığını kazanmasının ardından yaşanan balkan savaşları neticesinde Girit Adası Yunanistan’a verilir. Ardından patlak veren birinci dünya savaşında da Osmanlı’nın karşısında yer alan Yunanlılar, Sevr Anlaşması ile Trakya’nın doğusu ile İzmir’e kadar olan yerleri alır.

Mustafa Kemal Atatürk’ün Sevr Anlaşması’nı kabul etmeyip Yunanlara savaş ilan etmesi ile başlayan süreç Mudanya Mütarekesi ve Lozan Anlaşması ile son bularak iki ülke bugünkü sınırlarına çekilmiş oldu.

KRONİKLEŞEN BİR SORUN; KIBRIS

Akdeniz’in doğusunda bulunan Kıbrıs Adası, Türkiye ile Yunanistan arasında sorun olagelmiştir. Yunanların ve Türklerin sık sık karşı karşıya geldiği ada 1960 yılında bağımsızlığını ilan eder.

Ancak bağımsızlığını ilan etse de Kıbrıs üzerine yaşanan çatışmalar durmadı ve 1963’te Kıbrıs Türkleri ada yönetiminden çekildi. 1974’te, Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar arasında siyasi gerilimin şiddeti artmaktaydı ve Yunanistan’daki askeri cunta desteği ile Kıbrıs’ta enosis’e yönelik aşırı milliyetçi Rumların darbe yapması sonucunda Türkiye, Kıbrıs’a işgal harekatı düzenledi. Bu, adanın kuzeyinde Türklerin yönetiminde politik bir düzenin ortaya çıkmasına neden oldu. Dolayısıyla da günümüze değin devam eden “Kıbrıs Sorunu” ortaya çıkmış oldu.

1983 yılında Türkiye, Kıbrıs Türk toplumunun ilan ettiği de facto yönetim olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını tanımasından sonra Kıbrıs Cumhuriyeti’ne Güney Kıbrıs Rum Yönetimi olarak hitap etmektedir. 13 Mayıs 1984’te de BM Güvenlik Konseyi 550 sayılı kararı ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilanını ayrılıkçı bir hareket olarak tanımladı. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi Türkiye’nin adadaki varlığını “işgali”  durumu olarak nitelendirdi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti günümüzde bağımsızlığı sadece Türkiye Cumhuriyeti dışında hiçbir ülke tarafından tanımayan de facto bağımsız bir cumhuriyet konumundadır. Adanın kuzeyi de Kıbrıs Cumhuriyeti’ne ait kabul edilir.

Bugün soruna ABD, Birleşik Krallık, Türkiye, Yunanistan, Birleşmiş Milletler ve son zamanlarda Avrupa Birliği dahil olmuş durumdadır.

DİĞER BİR SORUN: EGE

Balkan ve Anadolu Yarımadaları arasında, Akdeniz’e bağlı bir deniz olan Ege Denizi, Marmara Denizi ve Karadeniz’i Akdeniz’e bağlar. Güney sınırlarını Yunanistan’a bağlı adalar olan Rodos ve Girit çizer. Ege Denizinin tüm kıyıları Türkiye ve Yunanistan ile çevrilidir. Karadeniz üzerinden taşınan petrol ürünlerinin dünya pazarına ulaşmasında başlıca yoldur. 1923 yılında imzalanan Lozan Anlaşması’na göre her iki ülkenin deniz sınırı 3 deniz mili kadardır. 1936 yılında Yunan devleti bunu 6 mile çıkarırken, daha sonra aynı şeyi Türk devleti de deklere eder.

Günümüzde ise, Yunanistan, uluslararası deniz kanunlarına göre sınırını 12 mile kadar çıkarabileceğini iddia ediyor. Türk devleti ise buna karşı çıkıyor. Yunanistan’ın söz konusu ettiği kanun uygulanırsa Türk devleti Ege Denizi’nde yapacağı tüm savaş gemileri eylemlerinde Yunanistan’dan izin almak zorunda kalacaktır. Bunun için de türk devleti bu duruma sert şekilde karşı çıkmaktadır.

AKDENİZ’DE GAZ ARAMA ÇALIŞMALARI KRİZİ DERİNLEŞTİRİYOR

İçerisinde bulunan doğalgaz yatakları nedeniyle Akdeniz birçok ülkenin dikkatini çekmektedir. Türkiye’nin Fatih ve Yavuz sondaj gemilerini Kıbrıs açıklarına göndermesi ve geminin Kuzey Kıbrıs’ın ruhsat verdiği bölgelerde doğalgaz aramalarına başlaması, Rum kesiminin yanı sıra Yunanistan, Avrupa Birliği, Mısır, İsrail ve ABD’nin tepkisiyle karşılanıyor.

Güney Kıbrıs ve Yunanistan, sondaj faaliyetlerinin Kıbrıs’ın münhasır ekonomik bölgesinin ihlâli olduğunu söylüyor. Avrupa Birliği de bu konuda Yunanistan ve Kıbrıs’ı destekliyor.

AB’nin Dışişleri Bakanı konumundaki Federica Mogherini, Türkiye’nin Kıbrıs’ın egemenlik haklarına saygı duyması çağrısında bulunurken, ABD Dışişleri Bakanlığı da provokatif bulduğu bu adımın gerginliği artırma riski taşıdığını açıklamıştı. Her iki taraf da Türkiye’den faaliyetlerini durdurmasını istedi.

ABD de bu konuda Kıbrıs’a destek verirken NATO da taraflara aralarındaki siyasi anlaşmazlıkları gidermeleri çağrısı yapmıştı.

ERDOĞAN LİBYA’DA WİFAQ HÜKÜMETİNİ KULLANMAYI PLANLIYOR

Ekim 2019’da Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Libya’daki Ulusal Mutabakat Hükümeti (Wifaq) arasında bir anlaşma imzalandı. Yapılan anlaşma ile iki ülkenin Akdeniz’deki yetkileri yeniden belirlendi. Türkiye ile Libya arasında 27 Kasım’da imzalanan deniz yetki alanları sınırlandırmasına dair mutabakat muhtırası, Doğu Akdeniz’deki diğer ülkelerin tepkisini çekti. Yunanistan, Libya’nın Atina Büyükelçisini Persona non grata (istenmeyen kişi) ilan etti.

Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, büyükelçiden birkaç gün içinde ülkelerini terk etmesini istediklerini söyledi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise Türkiye’nin Doğu Akdeniz konusunda Rum kesimi hariç bölgedeki her ülkeyle ikili ya da tek taraflı anlaşmalara hazır olduğunu açıkladı. Türkiye, Libya’yla vardığı anlaşma sayesinde Yunanistan’la Kıbrıs ve Mısır arasında bir kalkan oluşturduğunu ve münhasır ekonomik bölgesinin batı sınırını oluşturduğunu kaydediyor. Atina ve Kahire, mutabakatın uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirtirken; Güney Kıbrıs, Lahey’de bulunan Uluslararası Adalet Divanı’na başvurmaya hazırlanıyor.

Avrupa, Rusya’dan tedarik ettiği doğal gaz ihtiyacını Türkiye üzerinden getirmek istiyor. Ortadoğu’da doğal gaza hakim olmanın üç yolu Kıbrıs, İsrail ve Lübnan olduğu biliniyor. Burada çıkarılacak gazın Türkiye ve Mısır üzerinden taşınması planlanıyor. Bu nedenle birçok devlet gaz taşıma hatları kurmak için yeni ittifaklar arayışına girmeye başladı.

GEÇMİŞTE YAŞANAN GERGİNLİKLER

Yunan Savunma Bakanının hedef alınması olayı Türkiye ile Yunanistan arasında yaşanan gerginliğin ilki değil. Şubat 2017’de Yunan Savunma Bakanlığı yetkilisi Ege Denizi’nde Türk devleti tarafından yapılmış 138 ihlal tespit ettiklerini belirtti.

2019 Ocak ayında Yunanistan’ın 38 savaş uçağı Türk devletinin 20 uçağını taciz etti. Türk devleti hava operasyonu düzenlemeyi bile gözden geçirdi.

Mart 2020’de Türk savaş uçakları Yunan hava sahası sınırlarını ihlal etti. Aynı tarihlerde Türkiye’ye ait acil yardım gemisi Kosê Adası yakınlarında Yunan Sahil Güvenlik gemisi ile çarpıştı.

(rr)

ANHA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir